Eski bir Türk Hava Kurumu Canadair CL-215 pilotuyla röportaj

Piero Castellano
7 min readAug 5, 2021

--

Akdeniz bölgesi feci orman yangınları tarafından harap olurken, Türkiye de bir zamanlar mükemmel bir yangın söndürme uçağı filosuna sahip olan bir ülkenin nasıl bu duruma düştüğü hakkındaki tartışmalarla kazan gibi kaynıyor.

THK’nın çöküşü ve nedenleri hakkında çok şey söylendi, ancak basında ve sosyal medyada bu tür son derece belli bir amaca hizmet eden hava araçları ve yetenekleri, bilhassa da uçaklar hakkında muazzam bir kafa karışıklığı var gibi görünüyor. Yetkililerin çelişkili açıklamaları ise şu ana kadar ortaya çıkan kafa karışıklığını gidermekte hiç yardımcı olmadı.

2012–2017 yılları arasında, her yaz mevsiminde her gün saatlerce Türkiye’deki yangınlarla gökyüzünden mücadele eden pilotlarla temas halinde olduğum için, onların içinde izini sürebildiğim tek pilotla iletişim kurmanın önemli olabileceğini düşündüm.

Pilot arkadaşım diğer birçok yabancı uyruklu pilot gibi, Türk Hava Kurumu’nun Canadair CL-215 filosuyla birlikte işe alınmış ve filo dağıtıldığında işini kaybetmişti.

Kendisi şimdilerde Avrupa’nın büyük havayolu şirketlerinden birinde çalışıyor ve bu şirketin genel merkezinin bulunduğu bir Avrupa ülkesine yerleşti.

Pilot dostum kendisi için artık geçmişte kalmış o günleri hatırlamak konusunda isteksizdi, ama sonunda ona yaygın yanlış bilgilendirmenin bir örneğini gösterdiğimde, havadan yangınla mücadelenin teknik ayrıntılarıyla ilgili bazı soruları yanıtlamayı kabul etti.

THK’nın uçaklarının söylendiği gibi demode modeller olduğu doğru mu?

Uçaklar eski model, bu doğru ama kullanılamaz halde değiller ve bu önemli bir fark. Birçok ülkede faaliyet gösteren genellikle daha gelişmiş modellerle karşılaştırıldığında, bunlar eski makinelerdir. Ancak iyi bakım ve iyi mürettebat eğitimi koşullarında, yangın söndürme operasyonlarında hala önemli bir rol oynayabilirler, orman yangınları üzerinde hala çok etkili olan modellerdir.

THK envanterindeki CL-215 modelinin, şu anda Türkiye’de faaliyet halinde gördüğümüz İspanya’ya ait daha modern CL-415 modeli ile karşılaştırdığımızda ne söylerdin?

CL-415, neredeyse her anlamda geliştirilmiş bir varyanttır. En önemlisi, CL-215'in eski pistonlu motorları yerine turboprop motorları var. Biraz daha yüksek su deposu kapasitesine ve daha modern bir aviyoniğe de(havacılık elektroniği) sahip.

Türbin motorunun avantajları nelerdir?

Genellikle daha güçlüdürler, daha geniş bir güç yelpazesine sahiptirler, bakımları daha kolaydır, daha az yakıt tüketimi sayesinde daha fazla otonomi sağlarlar ve yavaş hızda daha iyi performans verirler. Öte yandan, pistonlu motorlar daha hızlı tepki süreleri sağlayabilir ve bu yangınla mücadele uçuşlarında yaygın olarak karşılaşılan bazı durumlarda, örneğin su depolarken veya yangın üzerinde manevra yaparken avantaj sağlayabilir.

Sonuçta genel olarak ele alındığında, yeni kuşak turboprop motorları daha fazla avantaja sahiptir, bunun yanısıra CL-415'te manevra kabiliyetini artırmak için kanatçıklarda ve kanat uçlarında görünen kanatçıklar bulunur. Pistonlu motorların, yüksek sıcaklıklar ve irtifa farklılıkları gibi Akdeniz bölgelerindeki tipik yangın söndürme koşullarından etkilendiğini söyleyebilirim. Türkiye’de özellikle Anadolu’da oldukça yüksek irtifalarda çıkan yangınlara müdahale ettik. Antalya veya Marmaris’in arkasındaki dağlar gibi bazı bölgelerde operasyonlar sırasındaki irtifa farkı önemli bir etken olabiliyor.

CL-215'in saatte iki kereden fazla su boşaltamadığı söylendi, bu doğru mu?

Bunu kim söyledi? Kesinlikle hayır. Elbette ki bu yangın lokasyonu ile uçağın su depoladığı su kütleleri arasındaki mesafeye bağlı, ama bu mesafenin çok uzun olması gibi istisnai durumlar dışında bu rakamın bu kadar düşük olması mümkün değil.

Ayrıca CL-215'in çok zayıf aviyoniklere sahip olduğu ve bu nedenle modern yangınla mücadele misyonları için kullanılamaz hale geldiği söylendi. Özellikle telsiz ekipmanlarının şu anda THK envanterinde bulunan uçakları yetersiz kıldığı söylendi.

Aviyonik, uçmak için büyük bir yardımcıdır, ne kadar fazlasına sahipsek o kadar iyi olan şeylerden biri. Bunu belirttikten sonra, deneyimlerimin çoğunda, çoğunlukla gündüzleri açık hava koşullarında uçtuğumuz operasyonlar için, sahip olduğumuz aviyoniklerin fazlasıyla yeterli olduğunu söyleyebilirim. Telsizler konusuna gelince, telsizlerimizin yetersiz olduğunu hissettiğimi hatırlamıyorum ama tabii ki yeni gereksinimlerin olabileceğini anlayabiliyorum. Tüm aviyonik bileşenler arasında, radyo belki de en modüler olanıdır, genellikle değiştirilmesi kolaydır ve çok pahalı da olmaz.

Bir uçağı iyi koşullarda tutmak için iyi bakım ve iyi eğitimin öneminden bahsettin; THK envanterindeki CL-215'leri çalışır durumda tutmak için her ikisinin de yeterli düzeyde sağlandığını düşünüyor musun?

Ben ayrılalı birkaç yıl olduğu ve THK çalışma ortamı ile iletişimimi kaybettiğimden dolayı mevcut durum hakkında hiçbir fikrim yok. Ama bu elbette aslında mümkün bir şey ve öyle yapıldığını da umuyorum. Ne var ki pilotluk eğitimi asla bitmez, ehliyet almak gibi bir şey değil; ehliyet aldıktan sonra istediğiniz zaman araba kullanabilirsiniz ama pilotluk farklıdır. Pilotluk gibi aktivitelerde, sürekli pratik yapmak gerekir, bunun eksikliği performansı ve açıkçası etkinliği ve güvenliği azaltır. Her pilot için geçerli olan bu durum, yangın söndürme pilotları için daha da önemlidir: yüksek derecede göz-el koordinasyonuna ihtiyaç var ve eğitim sürekli olmalıdır. Ve elbetteki bu eğitim pek ucuz değil. Neyse ki, maliyetleri azaltmak için CL-415 simülatörleri bulunuyor, bu arada biri ülkenizde, Milano’da bulunuyor. Ancak bu simülatörler de tüm manevralar için etkili eğitim ortamını sağlamaz: bazı manevraların eğitimi gerçek durumlarda gerçek bir uçakta yürütülmelidir.

Uçakların bakımı hakkında hangi bilgileri paylaşabilirsin?

Ben bir teknisyen değilim ve bildiğim kadarıyla CL-215'in bakımı bu komplekslikte bir uçak için özellikle karmaşık değil, ancak elbette belirli gereksinimler var. Örneğin genellikle deniz suyu üzerinde çalışan bir makine için korozyonu engellemek hatasız ve kesin kontrollere bağlıdır. Eğitim konusunda söylediklerim bakım ekipleri için de geçerli. Ancak Canadair modeli için elimizde yararlanabileceğimiz 60 yılı aşkın bir geçmişe dayanan uzun bir deneyim var. Etimesgut’taki bu uçakların ne tür bakımlar aldığı hakkında hiçbir fikrim yok. Ama bakım pahalı da olsa ve kısıtlı bütçeler de gereken bakımların önünde engel oluştursa da, unutmayalım ki uçaklar da pahalı varlıklardır ve hiçbir uçak sahibi onların bakımsızlıktan dökülüp kullanılamaz hale geldiğini görmek istemez.

Yeni Rus uçakları çokça konuşuluyor ve Canadair modellerinden daha etkili oldukları konusunda iddialar dile getiriliyor. Bu konudaki görüşlerini paylaşabilir misin?

Rus uçakları yeni değil ve bu tartışmalar da yeni değil. İtalya’da Canadair’leri Rus deniz jetleriyle takas etmek denendi. 2000’li yıllarda bazı ortak operasyonlar da oldu, ancak sonunda İtalya CL-415'e karar kıldı.

Rus uçakları kötü değil, bunu açıklığa kavuşturalım. Ancak operasyonel koşulları aklımızda tutmamız gerekiyor. Beriev 200, deniz devriyesi görevi yapan antisom Sovyet uçağının sivil versiyonu olarak tasarlandı. Jet motorları, turboproplardan veya pistonlu radyal motorlardan daha hızlı olabilir. Ancak, Akdeniz gibi bir bölgede havadan yangınla mücadele için hız birincil gereklilik değildir. Kıyı boyunca çıkan yangınlarda, su kaynağı bazen sadece birkaç dakika uzaklıkta olabilir. Tepelerde ve dağlar arasında hassas ve yüksek manevra kabiliyeti için yavaş uçmaya ihtiyacımız olduğunu zaten söylemiştim. Ayrıca, jetlerin daha yüksek yakıt tüketimi ve hava girişlerine deniz suyu çekme riski gibi başka sorunları da oluyot.

En önemlisi, daha yüksek hızlı uçaklar, su depolamak için daha uzun pistlere ve daha uzun su kütlelerine ihtiyaç duyar. Denizde bu bir sorun değil, ancak birkaç istisna dışında Türk gölleri genellikle küçüktür. Jetle çalışan çok az amfibi deniz uçağı olması bu nedenlerle bir rastlantı değildir. Ayrıca dalgalar da bir sorun olabilir. CL-215 kısa ve yüksek dalgaları kesmekte çok iyi ve çok sağlam bir model. Antalya’da çıktığım tümsekleri düşündüğüm zaman inanın bugün bile sırtıma ağrılar giriyor. Uzun, rüzgarsız dalgalar, her tür deniz uçağı için gerçek bir tehlike.

Kara tabanlı uçaklara ne dersiniz? Antonov AN26 var ama aynı zamanda bir yangında 70 tondan fazla su veya retardant (yangın geciktirici kimsayal madde) boşaltabilen ABD yapımı B747 Supertanker var.

Şunu açıkça belirtmeliyim, yangınla havadan mücadele çok katmanlı ve karmaşık bir iş. Karşı karşıya kaldığımız duruma göre ve bu gidişatta bundan sonra daha sık karşılaşacağımız acil durumlarda her türlü aracın yardımı olacaktır. İster küçük bir yangın olsun ister yanan bir ormanla savaşırken, bir Süper Tanker yangın bölgesine muazzam miktarda retardant (geciktirici) boşaltabilir ve bir köyü kurtarabilir veya bir yangının ilerlemesini diğer uçakların müdahalesi yetişene kadar durdurabilir.

Ancak kaynakların da bir sınırı var.

Böyle bir uçağın inmesi,yakıt ikmali ve gereken lojistik desteğin sağlanması için gerçek bir havaalanına ve yer mürettebatına ihtiyaç vardır . Türkiye’de bu büyük bir sorun olmaz, çünkü hemen hemen her yerde operasyonları destekleyebilecek çok sayıda sivil ve askeri havaalanı var. Ama örneğin Efes gibi bir havaalanından böyle bir uçağı çalıştıramazsınız.

Sivil hava trafiği hakkındaki düşünceleriniz?

Ah, elbette, şu anki durumda bu tür uçaklarla yapılan operasyonlar için sivil bir havaalanının kapatılması ya da bir askeri havaalanının yangınla mücadele tahsis edilmesi gerekliliği bulunuyor. Acil bir durum için mantıklı bir çözüm elbette ama her yangın için değil. Burada durum sabah saatlerinde İzmir veya Antalya’dan yola çıkan ve sadece yakıt ikmali için veya görev sonunda dönen Canadair gibi olmayacaktır.

THK’nın envanterinde de bulunan Polonya menşeli, tek motorlu küçük itfaiye uçağı Dromader’la dalga geçenler oldu, bu arada ünlü rock yıldızı Hayko Cepkin bir tweet atarak bu modelin onun görüşüne göre etraftaki en iyi itfaiye uçaklarından biri olduğunu söyledi. Bu konudaki düşüncelerini alabilir miyim?

Yangın operasyon merkezimizin Efes’te olduğu dönemde Hayko Cepkin de aynı bölgede paraşütle atlama yapıyordu ve onunla bu şekilde tanıştım. Ne dediğini bilen bir insan olduğunu düşünüyorum. Ancak Dromader’lar tek başına çözüm değil. Dediğim gibi başarılı bir yangınla mücadelede pek çok unsur var ve hepsi de önemli. Dromaderlerın maliyeti düşük ve hemen hemen her pistten çalışabilir. Bu nedenle, ilk savunma hattını oluşturmak ve özellikle erişilmesi zor alanlarda küçük yangınları büyümeden söndürmek için çok sayıda satın alarak ülkenin her yerine konuşlandırabilirsiniz. Bu sürecin ardından helikopterlerden tutun yerde bir yangın hendeği kazan insanlara kadar her unsur önemli.

Canadair’ler iyidir çünkü çok yönlü bir yapısı var. Akdeniz’e özgü kısa yüksek dalgalarda bile hemen hemen her su kütlesine inebilirler, kısa sürede ateşin üzerine çok sayıda sorti yaparak su boşaltabilirler. Ama tabii ki onlar yangın mücadelesinde çantamızdaki tek araç değil.

İdeal olan, karada bir yangın mücadele ağımız, ilk savunma hattımız, helikopterlerimiz, uçaklarımız ve ardından Süper Tankerler gibi büyük silahlarımız olması. Canadair’i bu kadar popüler yapan şey, yangınla mücadele araçları içinde çeşitli durumlara göre ayarlanabilen tek çok amaçlı araç olması.

Askeri düzeyde koordinasyon gerektiren devasa bir çabadan bahsediyorsun…

Aslında Türkiye’de bu koordinasyon çok iyiydi, hatta mükemmeldi diyebilirim. Bir kez daha söylemeliyim ki mevcut durum hakkında hiçbir fikrim yok ve sistemleri neden işlemez hale gelmiş gibi görünüyor bilmiyorum ama ben oradayken, OGM’nin [Orman Genel Müdürlüğü] karada kılcal derecede, neredeyse köy düzeyinde detaylı bir ağı vardı ve ilk uyarılar genellikle anlık olarak ulaşıyordu.

Birçok kereler bölgeye ulaştığımızda yangının yerel araçlarla kontrol altına alındığını görüyorduk, bu genellikle köydeki çiftçiler ve olay yerindeki gönüllüler tarafından kova ve küreklerle yapılmış oluyordu. Ayrıca operasyonları kontrol eden ve çabaları doğru önceliğe, örneğin büyük bir yangını kontrol altına almaya veya bir köyü tehdit edebilecek ikincil bir yangına odaklanmaya yönlendiren çok gelişmiş helikopterler bulunuyordu.

Bu görevler için de droneların kullanılacağı açıklandı, siz ne düşünüyorsun?

Ben eski ekol bir pilot olarak droneları pek sevmiyorum ama şurası belli ki son derece kullanışlı bir araç haline gelecekler. Oyunu yeniden kuracak kadar büyük bir etkisi olacak diyemem ama çok faydalı olacağını söyleyebilirim.

Durumu göz önünde bulundurup oradaki tüm sorunları kafanda canlandırdığında, senden talep edilse THK CL-215'leri uçurmak için geri döner miydin?

Evet. Hemen yarın. Sabahın erken saatlerinde. Tereddütsüz.

Ama neden? Güvenli bir işin var, bürokratik düzeyde durum muhtemelen zor, tehlikeden bahsetmiyorum bile…

Umurumda değil. Ben uçmayı otobüs şoförü olmak için öğrenmedim. İtfaiyecilik bir iş değil, bir görevdir. Gerçekten uçmak işte budur.

--

--

Piero Castellano

Photojournalist and writer, traveler, biker, based in Genoa, Italy.